<<  Müziğe Doğru >>
.
 

Robert SCHUMANN'ın Genç Müzisyenlere Öğütleri:

Almanya'da romantik çağda yetişmiş ve bu çağa biçim vermiş bestecilerin baştagelenlerinden sayılan Robert Alexander Schumann (1810-1856), müzik tarihinde karşılaştığımız önemli düşünürlerden biridir üstelik. Kayırmıyan, göz yummayan kuvvetli kalemiyle gününün müzik yaşayışına ışık tutmuş, nice yalancı parıltıların maskesini düşürmüş, nice adıduyulmamışa müzik dünyasının ilgisini çekmiş. Yazdığı yazılar içinde en ünlülerinden biri hiç kuşkusuz "Musikalische Haus- und Lcbensregeln" (Müziksel Ev ve Hayat Kuralları). Müzisyene, müzik öğrenenlere çalışmalarında ve hayatta doğru yolu gösteren bu öğütleri "Albüm für die Jugend" (Gençler için Albüm) başlıklı piyano defterinin ikinci baskısı için 11 Nisan 1850 günü - başka bir söyleyişle ölümünden altı yıl önce - orijinal taslak defterinin boş yerlerine yazmış. Önce Neue Zcitschrift'in 1850'de yayınlanan 36. sayısında ek olarak çıkmış, sonra ayrıbasım olarak da yayınlanmışlar.


~1 ~

Kulağın eğitimi en önemli olandır. Tonaliteyi ve sesleri tanımağa küçük yaştan çalış. Çanın, pencere camının, guguk kuşunun hangi sesleri çıkardığını araştır.

Devamını Oku....           

 
Chopin’in Kalp Yarası - Maria Wodzinska

1833’te Paris’te yeni bir müzik yıldızı parlamıştı. Viyana’lı genç piyanist Thalberg, Paris’e gelmiş, daha çok Liszt’e meydan okumaya başlamıştı. Verdikleri konserlerle yarışıyorlar, dinleyiciler arasında tartışmalara yol açıyorlardı. Bütün Paris birbirine girmişti. İşi tatlıya bağlamak isteyen biri şöyle bir yargıya vardı: “Thalberg en birinci piyanist, Liszt ise tek piyanisttir.” Alman şairi Heine buna şu karşılığı verdi: “Chopin ikisinden de üstündür.”

Chopin’in ünü artık Avrupa’ya gittikçe yayılmaktaydı. Notalarını Fransa’da Schlesinger, Almanya’da Hartel, İngiltere’de Wessel yayınevleri basıyordu.

1835 Ağustos’unda Chopin, annesiyle, babasıyla buluşmak üzere, Karlsbad’a gitti. Dönüşte, Polonyalı Kontes Teresa Wodzinska’nın davetlisi olarak, bir süre Dresden’de kaldı. Orada kendini yeniden memleket havası içinde bulmuştu. Burada evin kızına hayran kalmıştı. Güzel Maria onaltı yaşındaydı; iyi yetişmişti. Şarkı söylüyor, resim yapıyor, şiir yazıyordu. Chopin’in kalbi ondan yana kaymakta gecikmedi. Bir valsini ona armağan etti. Yine karşılıklı hayranlıkla başlayan ilgi derin bir sevgi haline geldi. Kontes iki gencin birbirlerini sevmelerini sevinçle karşılıyordu. Bir dâhi, kendi evinde, kendi kızına âşık olmuştu. Az şeref miydi bu!